Ihlamur, Kokusundan Çiçeğine

Çocukluğumuzun sobalı evlerinde, akşama kadar çaydanlığın içinde kaynayan ve bardağa döktüğümüzde açık kahve rengi, mis gibi kokusuyla hatırlayabileceğimiz ıhlamur, o zamanlar tıbbi kullanım amacından çok, günlük sıcak çay ihtiyacının karşılanması amacıyla demlenirdi.

Zaman değişip, eski alışkanlıklarımızı hazır reçete uygulamalar ve hızlı çözümlerle değiştirmeye kalktığımızdan beri, aslında eski diye unutturulanın kadim bilgi, yeni diye lanse edileninse eskiden ilham alınarak sunulan çareler olduğunu gördük.

Hız çağında, hızlı hastalanır olduk. Hızlı tedavilerin arkasından hızlı hastalıklar gelirken, bütün bu telaş içinde eskileri araştıramaz olduk.

Hastalık hürmet ister, sabır ister. Sana anlatmak istediği bir şey vardır, dinleyip anlamanı bekler. Bu yüzden süre gerekir, onunla konuşabilmek için istirahat ederek geçireceğimiz süreler. Kızılderililerin dediği gibi; insan en çok açken, uykusuzken ve de hastayken başka türlü bir dünyayı anlamaya açıktır.

Ihlamur

Bitkilerin şifasına ermiş, şifacı bilgeler hangi hastalığa hangi bitkinin iyi geleceğini içsel bir dürtüyle bulurken bugünün aksine bitkinin tamamının faydasını gözetmişlerdir. Çünkü grip olan bir insanın günümüzde olduğu gibi burun akıntısını kesip, ağrılarını dindirerek güncel koşturmalara çabucak dönebilmesini sağlamak değil de grip olan insanın fazladan uyku ihtiyacına yardımcı olacak, yavaşlayan sindirim sistemini destekleyecek ve tabi ki üst solunum yollarına iyi gelecek şekilde toplu fayda sağlayan ıhlamur gibi bitkileri hastaya birkaç gün içirip, hastayı dinlendirerek çözüm sunmuşlardır. Çünkü hastalıklar komplikedir bitkiler gibi.

Bir şeylerin yanlış gittiğini fark edip, hatayı telafi etmeye çalıştığımız bugünlerde, artık ıhlamura olduğu gibi tüm eski alışkanlıklarımıza tekrar özlemle sarılırken, onları onarıp, olması gereken en doğru hallerini de keşfederek şifa yolculuğumuza devam ediyoruz.

Ihlamur, üst solunum yolu hastalıklarında, rahatlatıcı, terletici ve göğsü yumuşatıcı bir etkiye sahipken, bu etkisini en aktif haliyle kullanabilmenin yolu ıhlamuru yaklaşık 8 dakika kadar demledikten sonra ardı ardına 3-4 bardak içmektir. Bu yolla, vücuttaki toksinleri terlemeyle atarak, ateşi düşürür. Ateşe müdahale dışında gün içinde ara ara içilerek de tüketilir.

Saf haliyle etkindir, üzerine eklenecek limon, bal ya da başka bir bitki ıhlamurun etkisini hafifletebilir.

Demlendiği çaydanlığın ağzı dahil her yeri kapatılarak buharındaki yağların çıkışı engellenerek, çayın içinde kalması amaçlanır.

Yaz başlarında, içinde ıhlamur ağacı olan sokaklardan geçen insanların yüzünde gülümseme yaratan ıhlamur ağaçlarını, sevelim, koruyalım.

Hiç olmazsa yanlarından geçerken selam edip, bir teşekkür sunalım.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir