ZEYTİN YAPRAĞI VE SİRKESİ

Nazım Hikmet’in dizelerinde söylediği gibi; öyle ciddiye alacaksın ki yaşamayı yetmişinde zeytin ağacı dikeceksin.

Zeytin ağacı dikmek demek aslında ölmemek demek çünkü bugün Anadolu’da 1000-2000 yıllık zeytin ağaçları mevcut. Kökleriyle kendisine yeniden hayat veren zeytin ağacına belki de bu yüzden ”ölmez ağaç” ismi verilmiştir. Ölmez ağacın hem odunu dayanıklıdır, hem de yaprağı, zeytini ayrı hayat kurtarır.

Zeytinde, zeytin yağında ve zeytin yaprağında bulunan oleuropein isimli antioksidan madde, zeytin ağacının en önemli silahlarından biridir. Yıllar süren hayat mücadelesinde zeytin ağacı kar, yağmur, fırtına, kuraklık ve daha bir sürü koşulda tek başına ayakta kalabilmek için bu antioksidan maddeyi arttırmıştır. Bu yüzden tabiattaki diğer canlılar gibi zeytin ağacı da yaşam mücadelesini ne kadar tek başına verdiyse, o kadar şifalıdır.

Zeytin yaprağı da oleuropein isimli maddeden bolca barındırır ve ister zeytin yaprağı çayı ister zeytin yaprağı sirkesi olsun her iki halde de içindeki bileşiklerden faydalanılır. Özellikle sirkede fermentasyon boyunca zeytin yaprağını özü sirkeye geçerek içinde bileşenler daha da aktifleşir.

Oleuropein maddesinin bileşenleri olan hikroksitirosol, yeşil çayda bulunan hidroksitirosol oranından 10 kat daha yüksek olup vücudun oksijen emilimini arttırmada etkilidir. Diğer bileşen olan tirosol ise oksidasyonu önleyerek hücre hasarının onarılmasına ve yeni hücre oluşumuna yardım eder.

Zeytin yaprağı sirkesinin en güvenilir kullanım şekli sabah ve akşam birer yemek kaşığı şeklindedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir